Cevapsız Sorular

                                                               (Foto: Twitter, Farklı görüşler üzerine sütunlar)




 Birazdan yazacağım soruyla dün akşam karşılaştım aslında bu denli derin bir konu olabileceğini sonrasında yazıya dökeceğimi tahmin etmiyordum ancak başlangıç ve sonuç kısımları benim açımdan çok irdeleyici oldu felsefe yapmayı sevdiğimden midir bilemem soru mu neydi ? " Farklı siyasi görüşten gençlerle bir araya gelseniz ve onlara bir kitabı anlatmanız gerekse ne olurdu ?" Her şey böyle başladı.


Aslında bu soruyu yanıtlamayı düşünürken aklımdan daha önceleri okuduğum bir çok kitap ve hikayesini hatırladığım ancak ismi hatırlamadığım toplumsal eşitliği, insanlığın kardeşliğini anlatan kitap hikayeleri geçti. Sonrasında ise “ Beyaz Zambaklar Ülkesinde” gibi bir ülkenin tekrar dirilişini mücadeleyi anlatan hikayeler, sonrasında “1984” gibi insanı demokrasiye ve kanunlara olan inancını koruyan ve arttıran hikayeleri düşündüm.

Bunları düşünürken aslında cevap vermek istediğim şey her zaman çözmek istediğimiz ancak bir türlü çözemediğimiz soruların cevaplarını vermekti biz kimiz ? Nereden gelip nereye gidiyoruz ? Asıl amacımız neler ? Mutlak hakimiyeti , mutlak barışı nasıl sağlarız ? ya da şu sıralar biz gençleri en az demokrasi yoksunluğu kadar rahatsız eden diğer bir eksiklik olan yoksulluğu nasıl çözebiliriz. Ama bence bunların içinde en önemlisi olan “ADALET ve DEMOKRASİ” neden mi ? Çünkü bu iki kelimenin yan yana gelmediği yerlerde ne hukuk ne kanun devamında da istikrar ve refahtan bahsetmek mümkün değil. Tüm bunların sonucunda bende çok eskilere inmek istedim. İnsan sorgulayan, araştıran, öğrenen ve bunların sonucunda uygulayan bir varlık olmalı öyle değil mi ? En azından bu beklenir. Peki öğrenen ve uygulayan bir varlık isek ateşin yanışı binanın inşası gibi öğrendiğimiz en basit ve en ileri teknolojileri ilerleterek ve koruyarak ileri gidebiliyoruz ama insani ve demokratik konularda neden ileri gidemiyoruz ? 

Bugün sizlere bahsedeceğim kitap “Marcus Aurelius” tan “ Kendime Düşünceler” peki neden ?


Öncelikle kimdir diye sormak lazım;

Roma’da doğan Marcus  Aurelius döneminin en önde gelen hatip ve filozoflarından eğitim alıp yaklaşık 20 yıllık imparatorluk hayatında sadece idarecilik ve savaşlar değil farklı alanlarda anıldı. Örneğin “Stoacı İmparator , Filozof İmparator gibi isimleri vardı ama dönemini seferlerde geçirdiğini unutmamak gerek. Bu seferlerinden birinde yazdığı “Kendime Düşünceler” kitabı Marcus'un insanı ve doğayı anlama temeline ve inancına dayanan bir eser sadece kendini değil önceki Sezarlarınıda eleştiren sorguya çeken vicdan muhasebesi yapan sadece o günü değil geleceği de anlamaya yarayan bir eser tam da önceden bahsettiğim gibi ileriyi düşünürken aslında belkide geçmişten başlamak gerek kitapları okurken bir şeylerin altını pek çizmeyi sevmem ancak bu kitapta çizilecek çok yer bulmuştum bu yüzden neden sorularının cevabını vermek üzere “Ufacık bir parçası olduğun evrenin, sana sadece kısacık bir anı bahşedilmiş zamanın bütünlüğünü ve payına düşen yazgındaki küçücük rolünü unutma “ derken bir imparatorun kendini büyütmeyişini görebiliyoruz. Sözlerimin sonuna gelirken aradığımız soruların cevaplarını başka bir filozof olan Sokrates'ten alıyoruz sanırım "Ne istiyorsunuz ? Düşünebilen varlıkların ruhuna sahip olmak mı yoksa düşünemeyenlerin mi?" Düşünebilen varlıkların ruhuna. "Peki hangi düşünebilen varlıkların ruhuna, sağlıklı olanların mı yoksa kötücül olanların mı ?" Sağlıklı olanların. "Öyleyse niye aramıyorsunuz onu?" Çünkü ona sahibiz. "Öyleyse neden tartışıp çekişiyorsunuz?"


Sevgilerle 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

LÜKS TÜKETİM ÜZERİNE NOTLAR: TÜRKİYE PAZARI, PSİKOLOJİK NEDENLERİ VE GELECEĞE DAİR

David Lynch : Tuhaflığın Diğer Adı

Son Mu, Başlangıç Mı ?