Avrupa’nın Göçmenleri

 

                             Fotoğrafta Osmanlı Döneminde 1861 yılında hazırlanan Balkanların etnik haritası görülüyor(5)

                                           


Son yıllarda popülerliği hızla artan araştırma, söyleşi ve birçok alanda çalışma konusu olan hayatımızda sadece söylem olarak değil artık bir parçası olan göç / mültecilik gerçeği aslında sadece günümüz değil günümüzden yıllar önce de hayatın bir gerçeği idi ancak şu an bu kadar söylemin popüler olması çok haklı yanları var 2019 yılı sonu itibari ile dünyada 26 milyon mülteci (1) varken ülkemize döndüğümüzde hiç de farklı olmayan durumla karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletlere bağlı Ekonomik ve Sosyal İşler Organizasyonu(2), yayınladığı son raporda (2019) Türkiye’deki mülteci ve göçmen toplam sayısının 2019 yılına gelindiğinde 5 milyon 678 bin 800 kişiye ulaştığı kaydedildi. Üstelik 1990 yılında bu sayının 1 milyon 163 bin 700 olduğu ancak bu rakamın 2019 yılına gelindiğinde katlanarak arttığı göz önünde bulundurulmalı.

 

                BM’ ye göre mülteci tanım olarak, "ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen veya dönmek istemeyen kişidir”.

Oxford Languages’ e göre ise “bir başka yere ya da ülkeye sığınan kimse.” Olarak tanımlanıyor ve hukuki bir statü taşıyor. Bildiğimiz konuların üzerinden geçmemin sebebi yazının devamında yer alacak mülteci kavramının farklı yorumlanmaması. Ülkemizde ki mülteci krizinin derinleşmesinin diğer bir nedeni ise tarihinde ilk kez kitlesel şekilde Türk soylu olmayan bir göç süreci yaşamış olması ve bununla birlikte dil, kültür ve benzeri birçok sorunu da beraberinde getirmesi.

En başlarda 1940’lı yıllardan itibaren Sovyet rejiminin baskısı ve sürgünleri ile yüz binlerce Ahıska Türkü Anadolu ve orta Asya ya gönderilmişlerdi. Avrupa’dan ise aslında Türk kökenli olup farklı ülkelerin vatandaşlığına mensup olanların göçü daha uzun soluklu ve çok sayıda yaşanmıştı. Başta Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya gibi balkan ülkelerinden zorunlu göçler yaşandı. Bulgaristan’daki baskıcı rejimin dayatmaları ile başlayan göç hareketleri 1990 yılı sonu itibarıyla 360 bine ulaşmış hatta bu göç olayı, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da gerçekleşen en büyük göç olayı olarak tarihe geçmişti. Genel olarak sayılarla; Yugoslavya’dan Türkiye’ye Cumhuriyet döneminde toplam 77.431 aileye mensup 305.158 kişi, Romanya’dan 19.865 aileye mensup 79.287 kişi 1923- 49 yılları arasında iskânlı göçmen olarak Türkiye’ye gelmiştir. İlginç bir veri olarak ise 1923-1945 yılları arasında Balkanlar’dan 800 bin kişinin göç ettirilmiş (3) ve gelenlerin birçoğu Marmara bölgesinde ikamet ettirilmiştir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde Eylül 1963 yılı Türkiye’deki Mülteciler konulu raporunda İrlandalı parlamenter Micheal Carthy;” 1945-1960 yılları arasında Balkan ülkelerinden 600 bin göçmen geldiğini ve Türk makamlarının bu göçmenleri başarıyla ağırladığı” notu düşülecekti (4). Aslında şuan ki göç durumunun yönetiminden AB liderlerinin, sınır kapısı söylemleri çıkmadıkça memnun olduklarını söylemek hata olmaz.

                O dönemlerde sorunların aşılmasında gelen göçün tamamen Türk soylu olması ve halk tarafından kabullenilmesi bugüne oranla uzun bir sürede ve sayıca az yaşanması ve bir kısım fonlama olarak hem AB hem Marshall yardımlarının kullanılması da ekonomik olarak katkı vermiştir. Sonuç olarak bakacak olursak göç ve göçmen kavramının sadece ülkemizin değil dünya arenasının hep bir parçası olacağı ancak bunun olumsuz sonuçlarının en aza indirilmesi noktasında çabanın yine insanlığın elinde olduğu unutulmamalı. Yaşanan göçün akabinde çalışmalar ne kadar elle tutulur ve iyi niyetli olursa da çözüme kavuşmakta o kadar kısa olacaktır elbette en başta ortada bir sorun varsa onun bir sorun olduğunu kabul etmeyi de unutmamak gerekir.

Kaynakça

       1.      (UNHCR)

       2.    (DESA) https://www.amerikaninsesi.com/a/bm-desa-raporu-turkiyedeki-gocmen-sayisi/5088989.html

       3.  (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü)

       4.  (Birleşik Avrupa’nın Türk Öncüleri kitabı- Kayhan KARACA)

       5 (https://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Balkans-ethnic_(1861).jpg)

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

LÜKS TÜKETİM ÜZERİNE NOTLAR: TÜRKİYE PAZARI, PSİKOLOJİK NEDENLERİ VE GELECEĞE DAİR

David Lynch : Tuhaflığın Diğer Adı

Son Mu, Başlangıç Mı ?